Takdim Raporu

Değişen dünyada yeni bir vizyon arayışının neticesinde ortaya çıkan, kurulduğu günden bu yana Müslümanlar
arasındaki işbirliğini geliştirmek için çok çeşitli teknik ve sosyal çalışmalar yapan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları
Birliği, bu kez de ülke masaları sistemiyle dünyadaki gelişmeleri takip etmek, kriz bölgelerini izlemek, gelişen yeni durum
ve değişimlere uyum sağlamak adına önemli bir adım atmaktadır.
Tüm dünyayı kapsayan “Ülke Masaları” sistemi son derece geniş çaplı bir çalışmadır. Kapsamlı bir çalışmadan
pratik neticeler elde edebilmek için dünyanın belli bölgeler halinde sınıflandırılması, bölgelere ilişkin verilerin de ülke
bazında tespit olunması gereklidir. İDSB bünyesinde yetiştirilecek ülke uzmanları tarafından ilmi usullerle yapılan
çalışmalarda mevzubahis ülke ile ilgili sosyal, siyasal ve ekonomik sahalara ilişkin veriler ortaya konulmuş, hukuki alt yapı
tanıtılmış, ele alınacak mevzuları bazı alt başlıklar şeklinde tespit edilip kamuoyunun ve karar alıcıların dikkatine
sunulmuştur. Ülkelerle ilgili meselelere geniş ölçüde cevaplar bulabilmek, değişik görüş açıları yakalamak, ilgili yerde
yaşanan ekonomik ve sosyal değişiklikleri eş zamanlı olarak hızlı bir şekilde paylaşılabilmek mümkün hale gelmektedir.
Masa kapsamında hazırlanan ülkelerle ilgili sağlam kıyas ve değerlendirmeye imkan sağlayıp isabetli stratejilerin
çizilmesine hizmet edecek rapor ve makaleler aracılığıyla ulusal politikaya tesir etmek amaçlanmaktadır.
İçinde olunan zaman ve zemini tetkik açısından dünyanın ülke bazında genel bir tablosunu sunarak başlatılan
çalışma, İslam dünyasının siyasi, ekonomik ve kültürel tablosunun sunulması ile devam etmektedir. Geride bıraktığımız iki
asırlık dönem İslam dünyasının başına çeşitli çorapların örüldüğü, Müslümanların her noktadan savunmasız kaldığı bir
dönem olmuştur. Özellikle geçtiğimiz yüzyılın seküler atmosferi içinde dinlerin ömrünü tamamladığı düşünülmüş, bundan
böyle insanların her hangi bir din ile mütedeyyin olamayacağı varsayılmıştır. Ancak zaman, insanlar için dünyevi mutluluk
yolu olarak tasarlanan felsefelerin bir bir yıkıldığını göstermiştir. Buna karşın esasları asırlarca geniş coğrafyalarda tatbik
edilmiş İslam dini, rızay-ı ilahiyi hedefleyen özgün bir hayat görüşü sunmaya devam etmektedir.